Gün içinde koşuşturmacayla geçen hayatlarımız, bizi birer uyku erteleyicisine dönüştürüyor olabilir mi? Gözleriniz kapanıyorken bile sosyal medyada vakit geçiriyorsanız, ertesi günkü kendinizden intikam alırcasına uyumayanlar; yalnız değilsiniz.

Gece uyuma saati çoktan gelmişken, kendinizi hâlâ dizinin bir sonraki bölümünü izlemeye çalışırken buldunuz mu? Hani olur ya, Instagram’da o kadar vakit geçmiştir ki, kim bilir ilk kimin etiketlendiği tatil fotoğrafından, arkadaşınızın halasının profilinde bulursunuz kendinizi. Twitter’da Amerika’da yaşayan arkadaşlarınıza rastlamaya başlayınca saati fark etmiş, buna rağmen uyumamışsınızdır. Sonunu merak dahi etmediğiniz kitaptan iki sayfa daha okumaya çalışırken gözleriniz kapanıyordur, ancak uyumayı reddedersiniz.
Bütün bunlar yabancı gelmediyse yalnız değilsiniz… Üstelik bunun artık bilimsel olarak kabul edildiğini de ekleyelim ki, içiniz daha da rahat etsin. Bu davranış son zamanlarda o kadar yaygın ki, artık bir ismi var. Uykudan, başka şeyler yapmak için bilerek feragat etmeye, ‘intikam amaçlı yatma saatini erteleme’ deniyor.

‘Bàofùxìng áoyè’ nedir?

Birkaç ay önce gazeteci Daphne K. Lee, Çinli gençlerde yaygınlaşan, ‘intikam için yatış saati erteleme’ anlamına gelen bir tabir olduğuna dair bir tweet attı.
“Gündüzleri yaşamı üzerinde fazla kontrole sahip olmayan insanların gece geç saatlerde özgürlük hissini biraz olsun yeniden kazanmak için erken uyumayı reddetmesi” anlamına gelen ‘bàofùxìng áoyè’ adlı bir kavram, binlerce kez paylaşılarak, hepimizin gündemine girdi. Çünkü artık, intikam için uyku erteliyoruz, hem de hepimiz.
Çinli gençlerin bulduğu terim, aslında bir süredir bilinen bir durum. Hatta ilk olarak 2014’te Hollandalı bir psikolog ekibi tarafından ortaya atılan bu tabir, erteleyiciliğin bir türü olarak bulunmuş.
Uyku erteleyiciliği, klasik anlamında insomnia ya da diğer uyku sorunlarından farklı. Bu durumda, kişi, yorgun olduğunun bilincinde ya da yatarsa uyuyabileceğinin farkında ama bilerek uyumuyor.
Aynı şekilde, geceleri daha verimli çalışan gece kuşlarından da farklılar. Erteleyiciler, uyumadıklarında kendilerine zaman ayırmak, biraz dinlenmek, keyif aldığı bir aktiviteyle meşgul oluyor, sırf zevk için uykularından feragat ediyorlar.

İntikam mı, bile bile lades mi?

Özellikle pandemi zamanında, ev işleri, çocuk bakımı, yemek, toplantı trafiği, Zoom görüşmeleri, mail’ler derken kendimize ayıracak zaman kalmadığından, kendimizden, kendi dinlenme zamanımızdan, uykumuzdan intikam alarak, yatma süremizi sürekli erteliyoruz.
Türkçesi ne olabilir diye epey düşündüm bu durumdan mustarip bir insan olarak. “Uykusuz her gece, bu soğuk kahvede, sabahlarım bazen günlerce, rüyalarıma gelme diye, uykusuz her gece, yorgun ölesiye” sözleriyle Ajda Pekkan ya da şarkının söz yazarına ithafla Fikret Şeneş uykusuzluğu da diyebiliriz.
‘Bile bile lades uykusuzluğu’ ya da intikam kavramını kabul edip, ‘uykudan intikam için yatma saati ertelemesi’ diye olduğu gibi çevirebiliriz de…

Ama neden?

Aslında uyku erteleyicilerinin motivasyonları çeşitli. Çoğu İngilizcede meşhur ‘me time’ı, yani kendimize ayırdığımız zamanı ve özgürlüğü ancak geceleri bulabilmemizden kaynaklanıyor. Erteleyiciler, “Uyumayayım ama birazcık kimse beni rahatsız etmeden iki bölüm dizi izleyeyim”, “Azıcık sosyal medyada dolanayım” arzusuyla yapıyorlar bunu.
Elbette bunun kendi dinlenme saatlerinden çalmak olduğunu, ertesi gün uykusuzluktan gözlerinin kapanacağını biliyorlar. Bu fenomenin yeniden yaygınlaşmasının nedenini, hepimiz biliyoruz…

Pandemi etkisi

Çünkü bütün bunlar, pandemiden önce böyle değildi. İşlerimizden kalan vakitte kendimize ayıracak zamanımız belliydi. Ancak işle özel hayat arasındaki çizgi giderek incelirken, artık evimiz dinlendiğimiz bir yerden çıkıp hem ofisimiz, hem oyun parkımız, hem restoranımız haline geldi.
Çalışma masalarımız bile tek başlarına artık aynı zamanda yemek masası, aynı zamanda toplantı masası ve aynı zamanda ailelerin çocuklarıyla ilgilendiği bir alan haline geldi.
Psikologlar her ne kadar bu fenomenin gündelik hayatları üzerinde kontrolü olmayan insanlarda daha yaygın olduğu düşünse de, gün boyu çocuklarla ilgilenip, sofraya yemek koyup, dört toplantı yaptıktan sonra gündelik hayatını kontrol edebilenleri arayıp bulup bize de haber verebilirse seviniriz.
Derdim bilim insanlarına karşı çıkmak değil, asla. Ancak özellikle çocukları olan kadınlar, son dönemlerde hiç olmadığı kadar yorgunlar. Nitekim, Harvard Business School için yapılan 30 bin kişilik bir araştırmada, COVID-19 süresince kadınların, erkeklere göre boş zamanlarının çok daha az olduğu ortaya çıkmış.
Hepimiz içten içe, üretkenliğimizi yeniden kazanmak için dinlenmemiz, arada bir iş dışında bir şeyler yapmamız, rahatlamamız gerektiğini biliyoruz. Ve bunun için elimizdeki ilk vazgeçtiğimiz şey, uykumuz oluyor. Kısacası, hayatımızın kontrolünü elimize almak istiyoruz.
Gecenin sonunda ilgilenmemiz gereken işler bittiğinde, sırf kafa sesimizi dinlemek, oyalanacak bir dizi izlemek, Candy Crush oynamak ya da iki-üç sayfa kitap okuyayım dediğimiz anlar geliyor. Kısacası, en başta da söylediğimiz gibi, yalnız değilsiniz ancak intikamı uykudan almak, sonuçta yine kendimize zarar veriyor.

Peki ne yapacağız?

Burada (kendime) sormamız gereken sorulardan biri de şu: Acaba boş zamanlarımızı değerlendirirken konuya doğru mu yaklaşıyoruz? Gerçekten iki bölüm dizi izlemek beynimizi boşaltıyor mu ya da Instagram’da geçirdiğimiz bir saat bizi gerçekten dinlenmiş hissettiriyor mu yoksa daha da fazla mavi ışığa maruz kalıyor olabilir miyiz? Belki de gün içindeki boş vakitleri sadece durarak geçirmek faydalı olabilir…

  • Kendinize kesin bir uyku vakti ayarlamak.
  • Gün içinde doğru molalar vermek (5 dakikalık meditasyonlara vakit ayırmakla başlayabilirsiniz).
  • Sınırlı boş zamanınız olduğunda videolara, sosyal medyaya, haberlere takılmak gibi aktivitelerde aşırıya kaçmamaya çalışmak.
  • Mobil cihazlarla yatağa girmemek.
  • Gün içinde yürüyüşe çıkmak.
  • Özellikle uyarıcı veya ‘bağımlılık yapıcı’ bulduğunuz faaliyetlerden kaçınmak.
  • Dizi izlemek ya da sosyal medyada gezinmekten kaçınamıyorsanız, bunlara ayrı bir zaman ayırmayı düşünmek.