Hayvanların uyumalarına yardımcı olacak maskeleri ya da ışığı, sesi ayarlanmış ortamları yok. Sadece doğal akışa uymaları ve vücutlarının izin verdiği şeyleri yapmaları yeterli. Ve buldukları yollar muhteşem!

  1. YUNUS

‘Kütük gibi uyumak’ tabirinin hakkını verecek şekilde, çok derin uykuya geçebiliyorlar. En inanılmaz uyku alışkanlığı şişe burunlu yunusta görülüyor. Bu tür, uyurken, beyninin yarısını ve bu yarının karşısındaki gözünü kapatıyor. Beynin diğer yarısı ve onun karşısındaki gözü, ortaya çıkabilecek tehlikelere karşı açık kalıyor. Yaklaşık iki saat sonra yarılar arasında nöbet değişimi oluyor. Böylece hem gözler hem de beyin aşamalı olarak dinleniyor.

  1. İSPERMEÇET BALİNASI

2008’de bir grup araştırmacı, Şili’nin kuzey kıyılarında, suda dikey halde uyuyan ispermeçet balinalarıyla karşılaştı. Görüntü muhteşemdi ama sonra işler tuhaflaştı. Yunuslar ve bazı balina türleri gibi beyninin yarısını dinlendirdiği düşünülen bu hayvanlar, yaklaşan gemiyi fark etmemiş gibiydi. İçlerinden biri yanlışlıkla dürtülünce bütün grup uyandı ve kaçtı. Bu tesadüfi keşif sayesinde, ispermeçet balinalarının akrabalarından farklı şekilde uyuduğu ortaya çıktı. En azından uykularının bir döneminde… Artık şu biliniyor: Su yüzeyine yakın durdukları bu derin uyku döneminde nefes almıyor veya hareket etmiyorlar.

  1. SUSAMURU

Hayvanlar âleminde uyurken yakalanabileceğiniz tek tehlike yırtıcı türler değil. Bir susamuru için bir de sürüklenme riski var. Ama çözüm bulunmuş durumda. Susamuru arkadaşlarımız su yüzeyinde ve gruplar halinde gafil avlanmamak için el ele tutuşarak uykuya dalıyorlar.

  1. ALBATROS

Albatros, hayatının çoğunu avda süzülerek geçiren bir açık deniz kuşu. Yaşam tarzı uykuya dalmak için çok fazla zaman bırakmadığından uçarken uyuduklarına inanılıyor. Her biri yalnızca birkaç saniye süren yüzlerce küçük güç toplama kestirmesi demek bu. Bu uyku düzenine sahip bir göçmen kuş da yolları Türkiye’den de geçen akkarınlı ebabiller.

  1. ÖRDEK

Onların, şartlar gerektirdiğinde tek gözü açık uyuyabildiğini herkes biliyor. Ama bundan fazlası da var. Tek sıraya girip uyuyorlar. Sıranın sonundakiler, yırtıcı hayvanlara dikkat etmek için gözlerini gruptan ayırıp tekini kapatıyorlar. Bu esnada sıradaki diğer ördekler iki gözlerini de yumuyor. Böylece herkes sırayla ve güvenle uyuyabiliyor.

  1. MİRKET

Gecelerini yeraltındaki, karmaşık bir tünel sistemine sahip yuvalarında geçiriyorlar. Çeteler halinde yaşıyorlar; her toplulukta bir alfa erkek ve dişi olan 40’a kadar mirket bulunabiliyor. Yığınlar halinde uyuyorlar, birbirlerine sokularak ısınıyorlar ve böylece en dipte yatan çete liderini de koruyorlar.

  1. AT, ZEBRA VE FİL

İşte ‘ayakta uyuyanlar’ takımı… Bu hayvanlar, çok fazla kas çabasına ihtiyaç duymadan, bacaklarını dik bir pozisyonda kilitleyebiliyor. Ancak bu etkileyici özelliğe rağmen atların da zaman zaman uzanması gerekiyor çünkü ayaktayken REM uykusuna ulaşamıyorlar.

  1. KAHVERENGİ YARASA

Sizi en uykucu hayvan türüyle tanıştıralım. Günde yaklaşık 19 saat ve baş aşağı pozisyonda uyuyan kahverengi yarasalar. Onlardan sonra en uzun uyuyan hayvanlar armadillolar, keseli sıçanlar, tembel hayvanlar, kaplanlar ve evcil kediler. Diğerlerini gözlemlemek zor olsa da kedileri düşününce ne demek istediğimizi hemen anlayacaksınız.

  1. DENİZAYGIRI

Mors da denen bu hayvan, uyurken yüzebiliyor. Temelde onlar da her yerde uyuyabilen canlılardan; nefeslerini beş dakikaya kadar tutabiliyor ve su altında kestirebiliyorlar ya da karada 19 saate kadar derin uykuya dalabiliyorlar. Aslında derin bir uykuyu hak ediyorlar çünkü 84 saate kadar ara vermeden yüzebildikleri biliniyor. Vücutlarındaki farengeal keseleri şişirebilme yetenekleri sayesinde kendilerine biyolojik bir can yeleği yaparak suda saatlerce sorunsuz uyuyabiliyorlar.

  1. KURBAĞA

Daha büyük ve daha tüylü arkadaşları gibi kurbağalar da kış uykusuna yatarak hayatta kalıyor ancak bunu yapma yöntemleri onlardan daha inanılmaz. Her türü için geçerli değil ama bazı kurbağalar, bir tür antifrizle donatılmış oluyor. Vücut boşluklarında ve deri altında buz kristalleri oluşabilirken, hayati organlarındaki yüksek glikoz konsantrasyonu, bu temel parçaların donmasını önlüyor. Kısmen donan kurbağa nefes almıyor, kalbinin atması duruyor. Bahar gelip sıcaklıklar yükselmeye başladığında ise vücudu işlevlerine devam edip hayata geri dönüyor.