Avrupa’da turizmi teşvik etmeye adanmış seyahat sitesi European Best Destinations, 2009’dan beri gezmeyi sevenlerin bir numaralı adresi. Üstelik bu seçki son derece güvenilir çünkü arkasında dünya çapında bir oylama sistemi var. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 190’dan fazla ülkeden yüz binlerce kişi oy kullanıp şehir, plaj, kültür, gastronomi, aileler ve sevgililer için Avrupa’nın en iyi destinasyonlarını belirledi bile. Gelin, birlikte bakalım.


 

1. Braga / Portekiz

Listenin birincisi, Portekiz’in Roma’sı olarak anılan Braga. Zira bu şehirde herkesin ilgileneceği bir şey mutlaka var: Tarih, mimari, gastronomi, alışveriş… Ayrıca son derece romantik bir kent olan Braga, Avrupa’nın en mutlu, dünyanın da en iyi yaşam kalitesine sahip şehirlerinden biri. Seyahat etmeyi sevmenizin yanı sıra yatırım yapmak veya yerleşmek için bir yer arıyorsanız da burası doğru adreslerden biri olabilir. Çünkü Braga oylamada Avrupa’da yatırım yapmak için de en iyi yer seçildi. Şehrin kendini sürdürülebilir turizme adadığını sıfır karbon emisyonu olan şehirler ağının bir parçası olduğunu da belirtelim. Yılın herhangi bir zamanında aileler, âşıklar, şehir hayatından kopmadan kültürel bir şehir molası vermek isteyenler, alışveriş tutkunları veya gastronomik bir kaçamak planlayanlar listesine alabilir.

2. Roma / İtalya

Onlarca yıldır dünyanın her yerinden gezginlerin en sevdiği Avrupa şehirlerinden biri. Ya da o meşhur Latince kalıpla söyleyelim: “Roma caput mundi” (Roma dünyanın başkentidir). Bu söz birçok yönden doğru. Tarihe meraklıysanız zaten bilirsiniz; Romalılar, Avrupa’nın sınırlarını şekillendirdi ve kültürel olarak başka hiçbir uygarlığın yapamadığı kadar zenginleştirdi. Turizm uzmanları İtalya’nın başkentinin, bir açık hava müzesi olan Paris veya Atina’dan bile daha fazlası olduğunu söylüyor. Colosseum’u keşfetmek, İspanyol Merdivenleri’nde aşkınızı ilan etmek ya da tatlı bir aile gezisi için Roma’da çok sayıda unutulmaz deneyim sizi bekliyor.

3. Cavtat / Hırvatistan

Hayattan baştan aşağı zevk aldığınız bir yer mi hayal ediyorsunuz? O zaman Hırvatistan’ın yine mutlaka ziyaret edilmesi gereken bölgesi Dubrovnik’in yakınındaki Konavle’de bulunan Cavtat’a gideceksiniz. Buraya Hırvatistan’ın Toskana’sı da diyebilirsiniz. Bu büyüleyici kasaba Dubrovnik’e sadece 18 km uzaklıkta. Özellikle birçok güzel kafe ve restoranı bulunan eski şehir merkezi gerçek bir mücevher. Palmiye ağaçlarıyla kaplı çarpıcı sahili ise Saint-Tropez’ye çok benziyor. Rahat bir tatil için tercih edilen bir yer haline gelmesinde, burada hayatın yavaş akmasının büyük payı var. Dubrovnik’in koşuşturmacasından uzak bu sessiz küçük kasaba, insana sihirli bir dinginlik hissi veriyor. Özetle Cavtat’ta gözlerini ve kalbini açmayı bilen herkes için bir şeyler var.

4. Floransa / İtalya

Görüp göreceğiniz en güzel şehirlerden biri… Yüzyıllar öncesinde tüm dünyayı etkisi altına aldı ve hem sanatseverleri hem de âşıkları hâlâ kendine çekmeyi başarıyor. Floransa’da yeşeren Rönesans, insan ve dünya hakkında düşünme şeklimizi kökünden değiştirdi. Hümanizmin kökleri burada. Dante, Machiavelli, Galileo, Botticelli, Leonardo da Vinci, Michelangelo hep Floransa’dan geçti. Kaldığınız süre boyunca, Floransa manzarasının ikonik sembollerinden Cattedrale di Santa Maria del Fiore’yi ziyaret etmeyi ihmal etmeyeceksiniz. Uffizi Galerisi’ni gezip ‘Venüs’ün Doğuşu’na, Galleria dell’Accademia’ya gidip Michelangelo’nun en ünlü heykeli ‘Davut’a hayran kalacaksınız. Burası aynı zamanda bir yemek cenneti. Taze makarna veya lezzetli bir pizza için nefis bir pazar yeri olan Mercato Centrale’yi ziyaret edin; burada ayrıca bir İtalyan dondurmasıyla kendinizi şımartın. Son olarak Bardini Bahçeleri’nde romantik bir gezintiye çıkın; nisandan itibaren açan mor salkımları kaçırmayın.

5. Sibiu / Romanya

Ünlü, güzel ve tarihi Transilvanya eyaletinin kalbi olan şehrin 800 yılı aşan tarihi var ancak Avrupa’nın bugününe ve değerlerine de güçlü bir şekilde bağlı. Bu başarılı sentez Sibiu’yu benzersiz bir yer yapıyor. 2007’de Lüksemburg’la birlikte Avrupa Kültür Başkenti seçilen Sibiu, Romanya’nın 3 Michelin yıldızını almayı başarmış tek şehri olmasıyla yemek tutkunlarının da ilk tercihi. Tarih meraklıları, mimari sevdalıları, Instagram bağımlıları, gurmeler ve alışveriş tutkunlarının yanı sıra aileler için de çok uygun bir yer. Ortaçağ tarihini yansıtan şehir merkezinde dolaşın, ülkenin en eski demir köprüsü olan Yalanlar Köprüsü’nde yürüyün, açık birer göz gibi görünen pencereleriyle meşhur çatıları keşfedin. Sibiu’ya yılın istediğiniz bir zamanında gidebilirsiniz. İlkbahar ve yaz aylarını kaçırırsanız Noel pazarını yakalayarak da çok mutlu olabilirsiniz.

6. Paris / Fransa

Biliyoruz, klasik diyeceksiniz ama bu güzellikle klasik olmasın da ne olsun! Trend listeleri hep yapılacak ama Paris de her zaman Paris olarak kalacak. Burası binlerce küçük köyden, mahalle yaşamından, zevk sahibi dükkânlardan, geniş caddelerden ve şirin küçük sokaklardan oluşan inanılmaz bir şehir. Aşk, kültür, tarih, stil, müzeler, çağdaş sanat, gastronomi, moda… Meraklılar, kaşif ruhlular, kaybolmayı sevenler, bir kafede zevk dolu saatler geçirmekten hoşlananlar yüzyıllardır burada buluşuyor!

7. Kefalonya Adası / Yunanistan

Yunanistan’ın dördüncü, İyon Takımadaları’nın en büyük adası Kefalonya, kumlu koylarıyla ünlü. Haliyle buraya deniz mevsiminde gitmeniz şart. Myrtos ve Antisamos plajlarını ziyaret etmeyi unutmayın. Doğaseverler ülkenin en güzel tabiat harikaları arasında yer alan Melissani Gölü’nü görmeden dönmesin. Kaçırılmaması gereken bir diğer yer de kumunun inanılmaz rengiyle ünlü Xi Plajı. Bu kırmızı-turuncu kum, Roland-Garros tenis kortlarını andırıyor. Plaj ayrıca muhteşem deniziyle mavi bayrak dalgalandırıyor. Antik ve renkli balıkçı köyü Asos da bir diğer durağınız olsun. Kefalonya, gurmelerin de uğrak yeri. Geleneksel lezzetlerin, yerel şarapların, muhteşem balın, sızma yağın tadını çıkaracağınız bir yemek turunun ardından, geleneksel bir teknede, denizin üzerinde günbatımını seyre dalın.

8. Kotor / Karadağ

Doğa tutkunları, geniş açık alanları ve açık hava sporlarını sevenler, tarih ve kültür meraklıları, yemek tutkunları, Instagram’cılar, aileler, âşıklar, yürüyüşçüler… Kotor’u herkes sever, siz de seveceksiniz. Buraya ağustos sonunda giderseniz, bu sene (2021) 28-31 Ağustos’ta düzenlenen Bokeska Noc’u yani kostümlü teknelerin geçit törenini kaçırmayın. Doğaya, sanata, tarihe meraklıysanız kasaba merkezini, UNESCO koruması altındaki Ortaçağ köyü Perast’ı ve onun küçük adacığı Kayaların Leydisi’ni ziyaret edin. 

9. Soča Vadisi / Slovenya

Avrupa Komisyonu’nun en iyi sürdürülebilir turizm destinasyonlarından biri seçtiği Soča Vadisi, her şeyden önce muhteşem doğasıyla büyüleyen bir yer. Geniş alanlar, boğazlar, şelaleler, göller, mağaralar, nehirler arıyorsanız tam size göre. Jülyen Alpleri’nin eteğinde, İtalya sınırında akan güzel Soča Nehri, Avrupa’nın en muhteşem sularından biri. Bölge 942 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. Vadinin doğası burayı nehirde su sporları (rafting, kano, kano, kanyon geçişi vs.), yamaç paraşütü, sinek balıkçılığı, kaya tırmanışı, yürüyüş ve dağ bisikleti için bir cennet haline getiriyor. Sürdürülebilir turizm ve doğa sizin için önemliyse kesinlikle listenizin ilk sırasına alın.

10. Kanarya Adaları / İspanya

İşte yıl boyu güneş ışığının tadını çıkaran bir yer. Lanzarote gibi bazı adalarında yılda 2 bin 500 saate kadar güneş ışığına ulaşılıyor ki bu, Avrupa’da bir rekor. Kışın sıcaklık asla 14 dereceden düşük olmuyor, güneşli günlerde 20 dereceye kadar çıkıyor. Burası dinlendirici, güneşli bir kaçamak veya spor tatili için doğru seçim. Su sporları, rüzgâr sörfü, tüplü dalış yapabilir; deniz dibini, kaplumbağaları, yunusları veya kuşları gözlemleyebilirsiniz. Yedi ana ve muhteşem ada sizi bekliyor: En büyük ve en kalabalık ada Tenerife… Hâlâ aktif yanardağıyla Lanzarote… Kilometrelerce uzunluktaki kumsallarıyla en sıcak ve en düz ada Fuerteventura… En yeşil ama aynı zamanda en yağışlı ada La Palma… Merkezde bulunan ve hem aile tatilleri için hem de dik tepelerinde yürüyüş yapmak isteyen sporcular için iyi bir uzlaşma noktası olan Gran Canaria… Ayrıca El Hierro, La Graciosa ve La Gomera… Kendinizi bir yıldız gibi hissetmek istiyorsanız ve bütçeniz el veriyorsa La Palma’daki Faro Punta Cumplida otelinde kalın. Bu eski deniz feneri, dört muhteşem süitiyle bir butik otele dönüştürülmüş. Oscar kazananlar o değerli heykelciklerinin yanı sıra dünyanın bu eşsiz oteline davet edilerek de ödüllendiriliyor!

***

Önemli not: Seyahatlerinizi planlarken pandemi nedeniyle şartların anlık değişebildiğini unutmayın!

Kaynak: europeanbestdestinations.com