Anadolu Yakası’nda dalgalarla diz dize oturacağınız bir köşe… Avrupa Yakası’nda Boğaz’a nazır, kendi halinde bir kahve… Ankara’nın göbeğinde yemyeşil bir gizli vaha… Bodrum’da ferah bahçesiyle yeni nesil bir kütüphane… Kazdağları eteklerinde büyüleyici bir kuytu… İşte sıcak yaz günlerinde serinlemek için 5 şahane kaçış noktası!

1. Baraka / İstanbul Anadolu

Adını duyar duymaz, gençliği 90’lara, hadi bilemediniz 2000’lere denk gelmiş Anadolu Yakası kuşağının yüreğini hoplatacak bir şehir noktası. Bahsi geçen kuşağın upuzun akşamüstü oturmalarının, dalga sesleri ve bitmeyen muhabbetlerle geceye, hatta sabaha bağlandığı salaş kafe Baraka, belki uzun süredir uğramıyorsunuzdur diye vurgulamak istedik, hâlâ ayakta ve hayatta. Şehrin denizle arasına yığılan betonların tonajı delice bir hızla artarken, denize sıfır mesafede, dalgaların omzumuza sıçrayacağı bir köşenin yerinde duruyor olması haklı bir mutluluk sebebi. İstanbul’un en boğucu sıcaklarında bile serin serin nefes aldıracak, soğuk biranızı yudumlarken saatlerce dalgaları izleyip üstüne bir de nostalji hissiyle hafifletecek bir mekân. Parkın kalabalığından uzak kalacak olmak da cabası.

 2. Yeniköy Kır Kahvesi / İstanbul Avrupa

Boğaz hattında güncel modanın izini sürmeyip senelerdir aynı sadeliğinde kalan, mekânın asıl sahibi ağaçların dalları, yaprakları arasından, hafifçe tepeden göreceğiniz Boğaz’la sakin bir buluşma yaşayacağınız Yeniköy Kahvesi, boğucu sıcaklarda serinlik ihtiyacınızı karşılamaya aday. Yeniköy sahile geldiğinizde Sait Halim Paşa Yalısı’nın hemen çaprazında çıkacak karşınıza. Merdivenleri iki dakikada tırmanıp kendinizi deniz hizasına sıralanan yorucu ve şaşaalı mekânların aksine, asma yaprakları altında, dut ve incir ağaçlarının arasındaki dingin kahvede bulacaksınız. Mermer masalardan birine ilişin, kahvenizi söyleyin, kitabınızı açın, aşağıda akan kalabalığa ve şehri saran sıcağa inat, sessizliğin ve serinliğin tadını çıkarın.

 3. Papazın Bağı / Ankara

Ankaralıların, şehrin merkezinde gizli kalmış ve kelimenin gerçek anlamıyla kurtarılmış küçük vahası burası. Tehcir döneminde Ankara’yı terk etmek zorunda kalan Ermeni bir aileden şehre kalan, üzerine titrenmesi gereken, kıymetli bir miras. Ermeni ailenin bağı önce devlete, sonra da burayı açık artırmada satın alan Kuloğlu ailesine geçmiş. Kuloğlu ailesi, Gaziosmanpaşa gibi, Ankara’nın emlak değeri en yüksek semtlerinden birinin ortasındaki bu yeşil mekânı betonlaştırma girişimlerine direnip, doğal sit alanı ilan edilmesini de sağlayarak, bu alanın şehrin orta yerinde, yemyeşil haliyle kalmasını sağlıyor. Kuşlar, horozlar, kazlar, dere şırıltısı, asırlık ağaçlar, çam, dut, ceviz, ayva… Daha önce bulunmadıysanız şaşkınlıkla tanışacağınız efil efil bir çay bahçesi/restoran. Etrafı sarılmış olsa da mekân betona direniyor ama işletmeye dair şikâyetler de gündemde; Ankaralıların belediyeye buraya el atması, olası yok oluşu önleme çağrıları da öyle.

 4. Onurcan Çay Bahçesi / Mehmetalan Köyü, Balıkesir

Yaz tatilinde Ege kıyılarına uzanacakların yolu bir tık uzatarak sokulabileceği benzersiz bir mola mekânı. Molayı bırakıp köyde kalacak yer ya da çadır kuracak alan arama ihtimaliniz yüksek! Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Zeytinli’den geçerek ulaşacağınız Mehmetalan, Kazdağları’nın eteklerinde, zeytin ağaçlarıyla çevrili, oksijeni bol, civarı iyi bilenler dışında o kadar da ‘popüler’ olmamış bir köy. Zeytinli’nin girişindeki köy kahvesinde küçük bir çay molası verip yol kenarında, rüştlerini seneler içinde ispatlamış zeytinyağı, zeytin üretici/dükkânlarına alıcı gözle bakabilirsiniz. Ama asıl istikametinize 2 km daha var. Az ilerideki Mehmetalan Köyü’ne girdiğinizde sizi köyün içinden geçen buz gibi Zeytinli Çayı’nın kenarına kurulmuş Onurcan Çay Bahçesi’ne götürecek tabelaları takip edin. Derenin gürül gürül akan suyuyla hipnotize olacaksınız; bu bereketli suyun dibine mücevher gibi serilmiş taşlara mı yoksa zeytin ağaçlarıyla kaplı Kaz Dağları’ndan doğru bulutlara mı dalıp gitmeye karar veremeyeceğinize bahse girerim. Ağaçlar arasındaki hamaklar belki doğru bakış pozisyonunu almanıza yardımcı olur. Onurcan’ın kahvaltısına (demlik çayından böreklerine), yemeklerine (fırında güveç köftesi olur, alabalık olur), fiyatlara da ayrıca kefiliz. Bagajınızdan mayonuzu almayı da unutmayın, dere fazlasıyla vaatkâr!

 5. Zai / Bodrum

Yeni nesil kütüphane, sinema, tiyatro, edebiyat ve müzikle buluşma alanı; kocaman bahçesinin her yerine yayılan heykelleri, enstalasyonlarıyla bir tür ‘bahçe müze’; sessiz, sakin ve serin bir kaçış noktası. Nereden mi kaçış? Elbette ki kafa dinlemek niyetiyle gidip büyük şehirlerden taşınan kalabalıkla çarpıştığınız Bodrum’dan! Zai bundan iki sene önce, ziyaretçilerine ‘zeytin ağaçlarının gölgesinde yeni bir yaşam deneyimi sunma’ teklifiyle Konacık’ta açtı kapılarını. İçeride yılın farklı dönemlerinde dinleti, oyun, söyleşi gibi etkinliklere denk gelmeniz olası. Ama doğayla uyumlu bir tasarımla inşa edilmiş, en yakın masanın bile kulak misafiri olamayacağınız mesafede olduğu, ferah bir bahçede, zeytin ağaçlarının gölgesinde soğuk bir şeyler içip serinliğin tadını çıkarmak, sıcak bir Bodrum günü için plaj kalabalığından daha cazip bir seçenek olabilir. Çantanızdan çıkaracağınız ya da girişteki kitabevinden seçeceğiniz bir kitapla baş başa kalmak da ayrıca rahatlama hissi verebilir. Mekân sessiz ve dingin bir ortam sunma niyeti gereği, 12 yaş altı ziyaretçi kabul etmiyor.