Psikolog, aile terapisti ve oyun terapisti Ayben Ertem’i çocuklar ve ebeveynlerle yaptığı çalışmalarla, en çok da farklı yaş grupları için hazırladığı ‘Az Lakırtı Bol İletişim’ adlı kart serisiyle tanıyoruz. Ertem’in kendi tasarımı olan kart oyunlarındaki yaratıcı sorular, ailelere çocuklarla iletişim kurma konusunda eğlenceli bir yol açıyor. Çocuklarla oyun ve muhabbet yoluyla iletişim kurmanın inceliklerini ondan öğrendik.

👉 Pandemi dönemi ebeveyn-çocuk ilişkisinde çok belirleyici etkilere yol açtı. Bu süreçte akranlarından, açık alandan, okullarından uzak kalan çocuklar en çok “Sıkılıyorum” demiş olsa gerek. Üstelik bu ‘sıkılan çocuk’ çoğu kez, elinin altında sayısız oyuncağı, aktivite malzemesi, kutu oyunları vs. olan bir profil… Pandemi ya da benzer zorlu dönemlerde ebeveynler ‘sıkılan çocuk’ konusunda nasıl bir yaklaşım içinde olmalı?

  • Pandemi sürecini ikiye ayırabiliriz: Pandeminin başında ebeveynlerin ilk yaptığı -doğal olarak- kendilerini ve ailelerini korumaktı. Zaten ebeveynlerin en önemli görevlerinden biri çocuklarını güvende tutmaktır. Kaygılarıyla beraber çocuklarını güvende tutmak adına evde bol bol oyunlar oynadılar, etkinlikler yaptılar. Birlikte film izlediler, kitap okudular, çocukların online derslerinde yardımcı oldular. Herkes hayatından memnundu çünkü özellikle çalışan ebeveynler çocuklarıyla daha fazla vakit geçiriyordu ve çocuklar da ebeveynlerini daha fazla görüyordu. Ancak süreç ilerledikçe durum değişti. Çalışan ebeveynler evden çalışmaya başlayınca özellikle tam kapanma zamanlarında evden her şeyi idare edemez oldular ki bu durum çok normal. Hem çalışıp, ev işleriyle ilgilenip hem de çocukların özbakımı, birlikte oyun oynama vs. olmadı, aksamalar oldu. Ebeveynleriyle vakit geçirenler çocuklar başlarda anlamasalar da artık arkadaşlarını özlemeye başladılar. Dışarı çıkmak istediler, oyun oynamak, arkadaşlarını görmek istediler. Bunlar olmadığında da sıkılmaya başladılar. Aslında çocukların dirençliliğini artırmak adına sıkılmalarını da istiyoruz. Sıkıldıkları zaman ebeveynlerin hemen bir öneriyle gelmesini tavsiye etmiyoruz. Sıkılmak yaratıcılığı da beraberinde getiriyor, dolayısıyla öneriyle gelmek yerine çocuklara “Ne yapabilirsin? Aklına ne geliyor bir düşün bakalım?” gibi sorular sorarak yaratıcılıklarının gelişmesine destek olabilirsiniz.

 

KENDİNİZE SORUN: BENİM NEYE İHTİYACIM VAR?

👉 Kapanma kıskacında ebeveynler kendilerini birden bütün alışkanlıklarının ters yüz olduğu bir ‘oyun’un içinde buldu. Anne-babalar dingin değilse, çocuğa da stresli halini yansıtıyor elbette. Ebeveynler, hele ki çok çocuklular, kendilerini yatıştırmak için neler yapabilir?

  • Korku, kaygı, belirsizlik… Bunlar ve daha fazlası ebeveynlerin yaşadığı duygular. Hem kendi duygularını ifade edip regüle etmeye çalışacaklar hem de çocuklarının duygularına rehber olacaklar. İşleri pek de kolay değil. Buradaki en önemli ipucu aslında kendi duygularının farkına varmak. “Ben şu an nasıl hissediyorum? Ne oluyor?” sorusunu kendilerine sormak. Bazen kendi duygularımızın farkına varmadığımızda süreç bizim için daha da zorlaşır. Duyguları fark ettikten sonra da diğer sorulacak soru “Benim neye ihtiyacım var?”… Herkese iyi gelen, farklı olabilir. Birine ılık bir duş iyi gelebilir, birine film izlemek, birine mutfağa girip kek yapmak. Dolayısıyla bu kritik soruları sorup size neyin iyi geldiğini fark edip uygulamak önemli.

SIKI GÜREŞİN SONUCU: GÜZEL UYKU!

👉 Biliyoruz ki uyku öncesi saatlerde evin sakinleşmesi, her yaştan çocuk için uykuya geçişi kolaylaştırmak açısından elzem. Lakin büyük şehrin koşturmacasında, anne-babalar eve zaten uyku saatine yakın bir vakitte geliyor; yemek, çocukla vakit geçirmek, banyo vs. derken bir curcuna hali oluyor. Çocukları uyutma faslı günün en yıpratıcı saatleri haline gelebiliyor. Böyle bir manzarada aileler nasıl hareket edebilir? Uyku öncesine özgü oyun önerileriniz olur mu?

  • Uyku öncesi için önerim, İngilizce adıyla ‘Rough and Tumble Play’ dediğimiz, alt alta üst üste güreşmeli oyunlar. Bu oyunların bilişsel, fiziksel gelişime katkıda bulunmasının yanı sıra duygusal gelişime katkısı var ve uyku öncesi oynandığı zaman çocuklar çok daha rahat uykuya geçiyor. Çocukların çoğu zaman uykuya rahat geçmemesinin sebebi olacakları kaçırma kaygısı ve ebeveynleriyle yeterince vakit geçirememeleri. Dolayısıyla bu oyunlar aradaki bağı kuvvetlendiriyor ve daha rahat uykuya geçmelerini sağlıyor.

ARKADAŞ GRUPLARI KARTLARI GELİYOR

👉 ‘Az Lakırtı Bol İletişim’ kartlarınız pek çok aileye sıkı bir rehberlik yapan, hem de çok eğlenceli içerikler. Çocuklarla muhabbet ederek onların dünyasına girmek, bir yandan da onlara duygularını ifade etmeleri için yol açmak çok keyifli. Kartlarınızı hiç duymamış aileler için farklı yaş gruplarına yönelik hazırladığınız bu kart serisinin içeriğine ve aile iletişiminde nasıl bir rolü olabileceğine dair ne söylersiniz?

  • ‘Az Lakırtı Bol İletişim’ serisi okul öncesi, 6 yaş üstü, ergen ve çiftler (yetişkin kartları) olmak üzere şu an dört ayrı gruba hitap ediyor. Çok yakında arkadaş grupları için de çıkacak. Serinin amacı her kesimden her yaş grubunun duygusal gelişimini desteklemek, iletişim becerilerini geliştirmek. ‘Az Lakırtı Bol İletişim’ aynı zamanda terapötik bir oyun. Yani kişinin hem kendiyle ilgili hem de bir başkasıyla ilgili fark etmediği ya da anlamlandıramadığı şeyleri de fark etmesini ve bunu değiştirmek üzere bir adım atmasını sağlıyor. Kartları hazırlarken hedefim buydu. Pozitif geribildirimleri gördükçe çok mutlu oluyorum. Bazen ailelerin kendi kendilerine çözebilecekleri problemlere faydası oluyor. Bu da çok tatmin edici bir duygu benim için.

ÇOCUĞA SÜREKLİ NASİHAT VERMEYİN  

👉 Çocukla ‘sohbet ederken’ anne-babalar olarak nelere dikkat etmeliyiz ki çocuklarımızla sağlıklı, güven duygusu içeren bir iletişim inşa edelim?

  • Çocuklarla iletişim kurarken en fazla dikkat etmemiz gereken, sürekli nasihat vermemek. Çocuklar nasihat verildiği zaman dikkatlerini vermiyorlar ve iletişim sekteye uğruyor. Bir problemle karşılaşıldığında “Peki, bir dahaki sefere daha farklı ne yapabilirsin?” diye sorulabilir. Ya da bir arkadaşının probleminden bahsediyorsa yine öğüt vermek yerine “Sen onun yerinde olsan ne yapardın?” gibi. Bu sorular iletişimi sürdürür. İkinci olarak da çocukların duygularını küçümsemeden dinlemek. “Ağlama, korkma, üzülme…” demeden dinlemek. Onların duygularını ne kadar önemserseniz ve dinlerseniz iletişimi o kadar rahat sürdürebilirsiniz. Çocukların anlaşıldığını ve dinlenildiğini hissetmesi önemli.

DUYGULAR EN RAHAT OYUNLA İFADE EDİLİR

👉 ‘Duygu farkındalığı’ meselesi son senelerde okul öncesi çağdan itibaren gündeme gelmiş durumda. Özellikle erkek çocukların kendisinin ve karşısındakinin duygularını tanımayı öğrenmesini çok kıymetli buluyorum. Bu alanda çalışan biri olarak size soralım, ‘duygu farkındalığı’ neden önemlidir? Çocuklarımıza duygularını tanıma, tanımlama, paylaşma ve karşıdakinin duygusuna saygı duyma konusunda bizler nasıl rehber olabiliriz?

  • Çocukların duygusal gelişimi bilinenin aksine doğumdan birkaç ay sonra başlıyor. Ağlıyorlar, kızıyorlar, gülümsüyorlar… Bilimsel çalışmalar göre empati 2 ile 4 yaş arasında gelişiyor. Empatinin gelişmesi için de önce çocuğun kendi duygularını tanıması ve anlamlandırması gerekiyor ki başkalarının duygularını tanıyabilsin ve anlamlandırsın. Kendi duygularını tanıyan ve rahat ifade eden çocuklar ileride duygusal olarak da daha sağlıklı ebeveynler oluyorlar. Günümüzde ‘agresif’ olarak tanımladığımız ebeveynler, aslında çocukken duygularını çok da rahat ifade etmesine izin verilmeyen kişiler. Özellikle oğlan çocuklarının ağlamasına, kız çocuklarının kızmasına izin verilmezdi eskiden. Hâlâ da “Ağlama, kızma, çok ayıp” denildiğini duyuyorum. Burada sorun, davranışlarını kontrol etmek, duygularını değil. Yani çocuk kızarken vuruyorsa bunun kabul edilemeyeceğini anlatmak gerekir; yoksa çocuk kızabilir, bu normaldir. Duyguları en rahat oyunlarla ifade edebilirsiniz. Bunun için ben de duygu kartları, duygu oyunları ve duygu etkinlikleri geliştirdim. Çocuklarla oyun oynarken ya da etkinlik yaparken “Sen en son ne zaman kızgın hissettin? Kızgın olduğunda nasıl görünüyorsun? Bedeninde neler oluyor?” gibi sorular sorarak çocukların duygularını rahatlıkla ifade etmesini sağlayabilirsiniz.

YETİŞKİNLER KENDİLERİNİ OYUNA VERSİN YETER

👉 ‘Oyun’ çocukla iletişimde çok kritik bir yerde duruyor. Ama hayatımızın yetişkinlik çağına geldiğimizde oyunla bağımız hayli zayıflıyor… Yetişkinler, hele ki ilerleyen yaşlarında ebeveyn olmuşsa, çocuklarıyla basit bir oyun kurma konusunda bile zorlanabiliyor. ‘Oyun oynamayı’ biz nasıl öğrenebiliriz?

  • Aslında her yetişkinin içinde oyun oynama potansiyeli var çünkü biz de bir zamanlar çocuktuk. Sadece akışta kalamıyor yetişkinler. Ya akıllarında bir şey var ya da telefonla, tabletle meşguller. Çocuklar çok güzel yönetir oyunu. Yetişkinler de o akışta kalsa, tamamen kendilerini oyuna verseler ve yönetmeye kalkmasalar, oyun oynamanın çok da zor olmadığını görecekler. Kilit kelime, yönetmeye çalışmamak belki de…

KRİZ ANLARINDA TEK ÇARE…

👉 Çocuğun öfkesinin yüksek olduğu, anne-babasıyla iletişime kapalı olduğu ‘kriz anları’nda ona ulaşabilmek için ne tür oyunlar kurulabilir?

  • Çocuklar oyun oynarken kendilerini iyileştirirler aynı zamanda. Oyunun sadece öğrenmeye ve gelişime katkısı yok, böyle bir özelliği de var. Yaşadıkları problemlerle baş etmek için oyun oynamayı seçerler çoğunlukla. Siz de evde çeşitli oyun ve oyuncaklar bulundurarak buna destek olabilirsiniz. Hatta ebeveyn-çocuk arasında yaşanan iletişimsizlikte bile, oyun oynadığınızda her iki taraf için de iyileştirici tarafını görürsünüz ve aynı zamanda oksitosin salınımıyla beraber de rahatlarsınız.